Gazze’de “Sarı Hat” çeteleri çöküşe yakın: İşgalin vekil gücü tutunamıyor
Filistin Siyasi Araştırmalar Merkezi, Gazze’de “sarı hat” bölgelerinde faaliyet gösteren siyonist rejim destekli silahlı çetelerin toplumsal meşruiyetten yoksun, geçici ve dağılmaya mahkûm yapılar olduğunu belirtti.
Filistin Siyasi Araştırmalar Merkezi, Gazze Şeridi’nde “sarı hat” olarak bilinen bölgelerde ortaya çıkan silahlı çetelerin geleceğini ele alan yeni bir durum değerlendirme raporu yayımladı. Rapor, işgalci İsrail’in süregelen savaşı ile Filistin sahasında yaşanan askeri ve siyasi dönüşümler bağlamında bu yapıların akıbetini mercek altına aldı.
Raporda, bu grupların yalnızca geçici ve sahaya özgü bir güvenlik olgusu olarak tanımlanmasının ötesine geçilerek şu temel soruya odaklanıldı: “Sarı hat bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı çetelerin geleceği nedir? Mevcut gelişmeler ışığında bu bölgelerin kaderi nasıl şekillenecektir?”
Çalışmada, İsrail işgalinin, Gazze içinde güvenlik ve toplumsal kaos ortamı yaratmak, direnişi ve halk desteğini zayıflatmak ve doğrudan işgalin maliyetine katlanmadan Gazze’yi dolaylı yollarla yönetmeyi test etmek amacıyla yerel silahlı gruplar oluşturma ya da bu grupları himaye etme yoluna gittiği belirtildi.
Raporda, sahada kendilerine sağlanan koruma ve desteğe rağmen bu çetelerin kalıcı ya da toplumsal olarak kabul gören bir olguya dönüşemediği, Filistin toplumunun tüm kesimleri tarafından –aileler ve aşiretler dâhil– reddedildiği ve birçok durumda bu yapılara yönelik toplumsal koruma kalkanının kaldırıldığı vurgulandı.
Çalışmanın sonucunda, bu silahlı çetelerin geleceğinin, İsrail işgalinin sarı hat bölgelerindeki varlığının sürmesine bağlı olduğu, olası bir yeniden konuşlanma ya da çekilme durumunda bu grupların üç temel senaryo ile karşı karşıya kalacağı ifade edildi: hızlı dağılma, iç çatışmalara sürüklenme ya da kendilerini destekleyen taraflar için dahi bir güvenlik yüküne dönüşme.
Yürütücü özet
Bu rapor, Gazze Şeridi’nde “sarı hat” bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı çetelerin geleceğini, savaş ve savaş sonrası süreçte kaos yönetimiyle bağlantılı işlevsel bir olgu olarak ele almaktadır. Rapor, bu yapıların geçici bir güvenlik boşluğunun ürünü değil, dışarıdan dayatılan kaosun bir parçası olduğu varsayımından hareket etmektedir.
Çalışma, bu çetelerin istisnai bir saha ortamından faydalanmalarına rağmen herhangi bir toplumsal dayanağa sahip olmadıklarını ve Filistin toplumunda geniş bir mutabakatla reddedildiklerini ortaya koymakta; bu durumun, söz konusu yapıların geleceğini yapısal olarak tartışmalı hale getirdiğini savunmaktadır.
Raporda, bu çeteler ile Gazze’de güvenlik sahnesini yeniden şekillendirme girişimleri arasındaki ilişki analiz edilmekte; akıbetleri, sarı hat bölgelerinin kaderiyle bağlantılı olarak ele alınmaktadır. Çalışma, bu olgunun sürdürülebilirliğinin son derece sınırlı olduğu sonucuna varırken, savaş sonrası dönemde bu yapıların siyasi ya da güvenlik gerekçeleriyle yeniden dolaşıma sokulması girişimlerine karşı uyarıda bulunmaktadır. Rapora göre, bu modelin başarısızlığa uğratılması; toplumsal ve medya boyutlarını da kapsayan, siyasi ve güvenlik önlemleriyle desteklenen bütüncül bir yaklaşım gerektirmektedir.
Giriş
Gazze Şeridi’nde “sarı hat” olarak bilinen bölgelerde ortaya çıkan silahlı çeteler, işgalci İsrail’in yürüttüğü yıkıcı savaşın ürettiği rastlantısal bir kaosun sonucu olmaktan ziyade, işgalin güvenlik ve toplumsal sahayı yönetmeye yönelik bilinçli bir yaklaşımının parçası olarak ortaya çıktı. İsrail, doğrudan askeri koruma altında faaliyet gösteren yerel vekiller aracılığıyla, hukukun askıya alındığı bir ortamda bu yapıları devreye soktu.
Ancak işgalci İsrail hükümetinin “kontrol edilebilir kaos” yaratma hedefi, daha ilk aşamalarda bu yaklaşımın sürdürülebilirliğini sınırlayan yapısal, siyasi ve toplumsal engellerle karşılaştı.
Sahadaki gelişmeler, ateşkes anlaşmaları, “ertesi gün” düzenlemeleri ve işgalci İsrail’in Gazze’deki askeri varlığının geleceğine ilişkin tartışmalar derinleştikçe, mesele yalnızca bu çetelerin mevcut rolü olmaktan çıkıp, gelecekteki akıbetleri ve ortaya çıktıkları ortamın kaderi sorusuna dönüştü.
Dikkat çekici olan, bu çetelerin farklı isim ve bölgelerde faaliyet göstermelerine rağmen hiçbir zaman toplumsal meşruiyet kazanamamış olmalarıdır. Filistin toplumu, siyasi bölünmelere rağmen bu yapıları ortak biçimde reddetmiş; bu durum, işgalin bu çeteleri güvenlik ya da idari bir alternatif olarak sunma hesabını boşa çıkarmıştır.
Rapora göre, sarı hat bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı çetelerin geleceği, bu bölgelerin varlığı ve İsrail’in askeri koruma kapasitesiyle doğrudan bağlantılıdır. İşgalin dayattığı bu model, orta vadede başarısızlığa mahkûm, geçici ve taktiksel bir araç olarak değerlendirilmektedir.
Sarı Hat: Geçici askeri önlemden krizli bir güvenlik-siyasi bahse
“Sarı hat”, işgalci İsrail ordusunun Gazze savaşında geliştirdiği en dikkat çekici saha uygulamalarından biri olarak öne çıktı. Başlangıçta askeri hareketliliği korumayı amaçlayan geçici bir güvenlik önlemi olarak sunulan bu hat, zamanla Gazze iç dinamiklerini yeniden şekillendirmeyi hedefleyen daha geniş bir güvenlik-siyasi projeye dönüştü.
Amaç yalnızca coğrafi ayrışma değil, Filistinli resmi ve toplumsal aktörlerin etkisizleştirildiği, buna karşılık işgal için düşük maliyetli yerel silahlı aktörlerin devreye sokulduğu “yönetilen bir kaos” alanı yaratmaktı.
Ancak bu alan, siyasi meşruiyetten ve toplumsal kabullenmeden yoksun, tamamen İsrail askeri varlığına bağımlı kırılgan bir yapı olarak kaldı. Askeri kontrolün gevşemesiyle birlikte bu yapının ve ona bağlı silahlı grupların dağılması kaçınılmaz hale geldi.
Raporda, sarı hattın direnişi toplumsal tabanından koparma hedefinde başarısız olduğu; Filistin toplumunun, büyük bedellere rağmen bu bölgelerin suç, işbirlikçilik ve kaos alanına dönüştürülmesine karşı net bir duruş sergilediği vurgulandı.
Sonuç olarak, sarı hat istikrarlı bir nüfuz alanına dönüşemedi; askeri operasyonların süresiyle sınırlı, yüksek derecede kırılgan bir yapı olarak kaldı ve zamanla işgal için bir avantaja değil, güvenlik ve siyasi yüke dönüştü.
Sarı Hat’taki silahlı çeteler: Sürdürülemez bir ortamda geçici bir araç
Rapora göre bu çeteler, kalıcı bir yerel güç olarak değil; işgalin, yerel yönetim kurumlarını hedef alarak yarattığı zoraki güvenlik boşluğunda devreye soktuğu geçici araçlar olarak ortaya çıktı. Varlıkları, doğrudan işgalci İsrail'in askeri korumasına ve sarı hattın sağladığı istisnai koşullara bağlıydı.
Bu gruplar; ideolojik zemin, istikrarlı liderlik ve toplumsal meşruiyetten yoksun olmaları, yağma, saldırı ve işbirlikçilikle anılmaları nedeniyle Filistin kamuoyunda işgalin uzantısı olarak algılandı.
Toplumsal düzeydeki kapsamlı reddiye, bu çetelerin geleceğini belirleyen en önemli faktör olarak öne çıktı. Aileler ve aşiretler dâhil olmak üzere Filistin toplumunun tüm kesimleri bu yapılara karşı nadir görülen bir ortak tutum sergiledi.
Raporda, bu çetelerin işgal koruması olmadan faaliyet göstermesinin mümkün olmadığı; yeniden markalaşma ya da farklı güvenlik yapıları içine entegre edilme girişimlerinin de, ağır bir toplumsal hafıza ve güven kaybı nedeniyle başarısızlığa mahkûm olduğu belirtildi.
Gelecek senaryoları
Raporda üç temel senaryo öne çıkarıldı:
Birinci senaryo (en olası): Sarı hattın işlevinin azalması ya da ortadan kalkmasıyla birlikte silahlı çetelerin hızla dağılması. Bu senaryoyu, toplumsal reddiye, örgütsel kırılganlık ve İsrail’e tam bağımlılık gibi unsurlar güçlendiriyor.
İkinci senaryo: Bu yapıların, savaş sonrası dönemde yeni isimler veya güvenlik düzenlemeleri altında yeniden dolaşıma sokulması. Rapor, bu senaryoyu yüksek riskli ancak düşük sürdürülebilirlikte olarak değerlendiriyor.
Üçüncü senaryo: Bazı kalıntı unsurların, sınırlı etkiye sahip gizli hücreler şeklinde varlığını sürdürmesi. Bu durumun ise etkisinin sınırlı olacağı vurgulanıyor.
Genel değerlendirmede, birinci senaryonun en güçlü ihtimal olduğu, üçüncü senaryonun ise kısa vadede kısmi biçimde görülebileceği ifade ediliyor.
Temel bulgular
Raporda öne çıkan başlıca sonuçlar şöyle sıralandı:
-
Yerel vekil güçlere dayalı işgal stratejisinin başarısızlığı
-
Filistin toplumunun ortak reddiyesinin belirleyici rolü
-
Sarı hattın kaos yönetimi için başarısız bir model olması
-
Silahlı çetelerin yeniden dolaşıma sokulmasının ciddi iç riskler barındırması
Sonuç
Rapora göre, sarı hat bölgelerinde ortaya çıkan silahlı çeteler, Gazze’nin geleceğinin değil, savaşın istisnai koşullarının ürünüdür. Toplumsal meşruiyetten yoksun, İsrail korumasına bağımlı bu yapılar, kalıcı bir aktöre dönüşme kapasitesine sahip değildir.
Sarı hat da benzer şekilde, askeri operasyonlara bağlı, sınırlı ve başarısız bir güvenlik-siyasi bahis olarak değerlendirilmektedir. Koşullar değiştikçe bu model ve ona bağlı araçlar kaçınılmaz olarak çözülmektedir.
Raporda, Gazze’nin geleceğinin kaos araçları ya da yerel vekiller üzerine inşa edilemeyeceği; asıl belirleyici unsurun Filistin toplumunun bilinci, iç dayanışması ve ortak ulusal yaklaşımı olduğu vurgulanmaktadır.
Öneriler
-
Olgunun abartılmaması ancak risklerinin de küçümsenmemesi
-
Toplumsal mutabakatın güçlendirilmesi ve korunması
-
Silahlı çetelerin yeniden dolaşıma sokulmasına yönelik her türlü düzenlemenin reddedilmesi
-
Sarı hat sonrası döneme hazırlık yapılarak yeni kaos girişimlerinin önlenmesi



