Bangladeş’te dengeler değişiyor: Cemaat-i İslami ankette zirvede

Bangladeş’te yapılan anket, Cemaat-i İslami’nin seçmen desteğinde ilk sıraya yükseldiğini gösterirken, parti lideri Şefik Rahman yaklaşan seçimler, reformlar ve dış politika vizyonunu anlattı.

Bangladeş’te dengeler değişiyor: Cemaat-i İslami ankette zirvede

Bangladeş’te yapılan yeni bir kamuoyu yoklaması, seçmenlerin yüzde 30,4’ünün Cemaat-i İslami Partisi’nin siyasi faaliyetlerinden memnun olduğunu ortaya koydu. Aynı ankette, geçen yıl Şeyh Hasina Vecid’e karşı düzenlenen ayaklanmaya öncülük eden öğrenci hareketinin gençleri tarafından kurulan **“Ulusal Vatandaş Partisi”**ne duyulan memnuniyet oranı ise yüzde 23,7 olarak ölçüldü.

Ankete göre, eski Cumhurbaşkanı Ziyaur Rahman’ın oğlu Tarık Rahman liderliğindeki Bangladeş Milliyetçi Partisi’nden (BNP) memnun olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 21 oldu. “Halkın Seçimler Hakkındaki Görüşü” başlığıyla yayımlanan anket, Inovision Danışmanlık Şirketi tarafından gerçekleştirildi.

Ağustos ayında eski Başbakan Şeyh Hasina’nın iktidardan düşürülmesinin ardından Cemaat-i İslami, ülkede sokakta en aktif siyasi yapı olarak öne çıkıyor. Partinin liderliğini, Sylhet Osmani Tıp Fakültesi mezunu olan 67 yaşındaki Dr. Şefik Rahman yürütüyor. Rahman, 2028’e kadar üçüncü kez parti emiri seçildi ve 12 Şubat’ta yapılması planlanan seçimlerde partisini sandığa götürmeye hazırlanıyor. Rahman, oyların manipüle edilmesi ya da sandıklara müdahale edilmesine yönelik girişimlere karşı uyarıda bulunuyor.

Eski Başbakan Halide Ziya’nın vefatının ardından konuşan Şefik Rahman, önümüzdeki beş yılda Cemaat-i İslami ile Bangladeş Milliyetçi Partisi arasında iş birliğinin önemine dikkat çekerek, “Ülkenin istikrarını yeniden sağlamak için birlikte hareket etmeliyiz. Seçimlerden sonra ve hükümet kurulmadan önce ulusal çıkarlar doğrultusunda ortak kararlar alacağız” dedi.

El Cezire Net’e Dakka’daki konutunda konuşan Şefik Rahman, Cemaat-i İslami’nin yeniden siyasi sahneye dönüşü, yaklaşan seçimler ve ülkenin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Rahman, Şeyh Hasina’nın 15 buçuk yıllık iktidarı boyunca vatandaşların adalet, oy kullanma ve çalışma hakları başta olmak üzere temel haklarından mahrum bırakıldığını savundu. Bu dönemde Cemaat-i İslami’nin en ağır baskıya maruz kalan yapı olduğunu belirten Rahman, iki eski emir, bir genel sekreter, üç emir yardımcısı ve iki genel sekreter yardımcısı dahil olmak üzere 11 üst düzey yöneticilerinin şehit olduğunu söyledi.

Yüzlerce parti mensubunun adil olmayan yargılamalarla katledildiğini, binlerce kişinin kalıcı sakatlıklar yaşadığını ve çok sayıda kişinin kaybolduğunu ifade eden Rahman, yüz binlerce kişinin de işini kaybettiğini ve parti kayıtlarının seçim komisyonu tarafından iptal edildiğini hatırlattı.

Ağustos 2024’te Cemaat-i İslami’ye yasak getirildiğini, ancak dört gün sonra Şeyh Hasina’nın iktidardan düşerek Hindistan’a kaçtığını söyleyen Rahman, Hasina’nın buradan ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalıştığını ileri sürdü.

5 Ağustos 2024’ten itibaren “yeni bir dönemin” başladığını dile getiren Rahman, yıllar sonra parti ofislerinin yeniden açıldığını ve siyasi faaliyetlerin serbestçe yürütülebildiğini belirtti. Baskıların yalnızca Cemaat-i İslami’yle sınırlı kalmadığını, diğer muhalefet partilerinin de hedef alındığını vurguladı.

Ülkede geçici yönetimi Nobel ödüllü Prof. Muhammed Yunus’un başkanlığındaki danışma konseyi yürütürken, Rahman eski yönetimin hâlâ kargaşa çıkarmaya çalıştığını savundu. Gençlerin adaletsiz kota sistemine karşı başlattığı protestoların sert biçimde bastırıldığını hatırlatan Rahman, siyasi değişim sonrası ifade ve örgütlenme özgürlüğünün genişlediğini kaydetti.

Seçim Sistemi Tartışması

Yaklaşan seçimler öncesinde Cemaat-i İslami’nin nispi temsil sistemini savunduğunu belirten Rahman, bunun parti çıkarı için değil, her oyun değerini korumak amacıyla istendiğini söyledi. Geleneksel sistemin para ve nüfuzla sonuçları etkilediğini savunan Rahman, nispi temsilin daha nitelikli adayların Meclis’e girmesini sağlayacağını ifade etti.

Nispi temsilin dünyada 90’dan fazla ülkede uygulandığını hatırlatan Rahman, Bangladeş halkının hangi sistemi istediğine saygı göstereceklerini dile getirdi.

İttifaklar ve “Temmuz Bildirgesi”

Rahman, Cemaat-i İslami’nin yalnızca İslami partilerle ya da BNP ile sınırlı kalmayan, geniş tabanlı bir ulusal koalisyon hedeflediğini söyledi. Ayrıca “Temmuz Bildirgesi” olarak bilinen belgenin anayasal olarak tanınmasının ertelenmemesi gerektiğini savundu.

Azınlıklar ve Haklar

Azınlıklara yönelik eleştirilere de yanıt veren Rahman, Bangladeş’te çoğunluk-azınlık ayrımını reddettiklerini belirterek, tüm vatandaşların eşit haklara sahip olduğunu vurguladı. 2024 sonrası dönemde gönüllülerin tüm dinlere ait ibadethaneleri ve mülkleri korumak için görevlendirildiğini ifade etti.

Ekonomi ve Dış Politika

Rahman, son üç yılda yoksulluk oranının yüzde 18’den 28’e yükseldiğini, yaklaşık 50 milyon kişinin yoksulluk sınırının altında yaşadığını söyledi. İşsizliğe karşı eğitimin iyileştirilmesi, sanayileşme ve yolsuzlukla mücadeleyi temel çözüm yolları olarak sıraladı.

Dış politikada ise Hindistan merkezli tek taraflı yaklaşımdan uzaklaşacaklarını, Çin, Pakistan, Güneydoğu Asya, Arap dünyası ve Batı ile dengeli ilişkiler kurmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Yabancı yatırım ve ihracata da değinen Rahman, istikrarlı bir yönetimle Bangladeş’in tekstilin yanı sıra bilişim, jüt, deri ve ilaç sektörlerinde de cazip bir merkez haline gelebileceğini söyledi.