Washington Post: Müslümanlar New York’ta yükselen siyasi ve demografik güç

Washington Post’a göre, Zohran Mamdani’nin belediye başkanı seçilmesiyle Müslümanlar New York’ta marjinden çıkarak kentin yükselen siyasi ve demografik gücü haline geldi.

Washington Post: Müslümanlar New York’ta yükselen siyasi ve demografik güç

New York’un siyasi manzarası, “Büyük Elma” olarak bilinen kentin hafızasına iz bırakan ardışık göç dalgaları ile etnik ve dini toplulukların şekillendirdiği bir yapı olarak öne çıktı. İrlandalılar ve İtalyanlardan Yahudi ve Afrikalı topluluklara kadar birçok grup, kentin siyasal ve toplumsal dokusunda belirleyici rol oynadı.

Ancak 2025 seçimleri, eşi benzeri görülmemiş bir demografik ve siyasi dönüşümü ortaya koydu. Washington Post gazetesine göre, Zohran Mamdani’nin New York’un ilk Müslüman ve Güney Asya kökenli belediye başkanı olarak göreve başlamasıyla birlikte Müslüman topluluk artık yalnızca nüfus istatistiklerinde yer alan bir unsur olmaktan çıktı; belediye yönetiminin ana itici gücü ve belkemiği haline geldi.

Gazete, on yıllar boyunca Müslüman toplulukların 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından güvenlik gözetimi altında yaşadığını, İslamofobinin yaygınlaştığını ve ekonomik dışlanmayla karşı karşıya kaldığını hatırlattı.

Mamdani, yeni yılın ilk saatlerinde Kur’an-ı Kerim üzerine yemin ederek göreve başladı. Yemin töreni, 1904 yılında inşa edilen eski belediye binasının metro istasyonu içinde, yalnızca ailesi ve yakın çevresinin katıldığı özel bir merasimle gerçekleştirildi.

Göreve başlama konuşmasında Mamdani, New York’u “cesaretle” yöneteceğini belirterek, “Her zaman başarılı olamayabiliriz, ancak asla denemeye cesaret edemediğimiz söylenmeyecek” dedi.

Kenardan merkeze yükseliş

Washington Post’un haberine göre, 34 yaşındaki Zehran Mamdani’nin seçilmesi New York tarihinde bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Güney Asya kökenli göçmenler, Araplar ve Afrika kökenli Amerikalılardan oluşan Müslüman topluluklar, uzun yıllar boyunca güvenlik baskısı, İslamofobi ve ekonomik marjinalleşme altında yaşadı.

Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) gibi kuruluşlara göre, New York kentinde yaklaşık 1 milyon Müslüman yaşıyor. Bu rakam, kentin toplam nüfusunun yaklaşık yüzde 12’sine karşılık geliyor.

Gazete, Müslüman toplulukların önümüzdeki dönemde kamu okullarında namaz hakkının güvence altına alınması, protestolar sırasında polisin tutumuna yönelik yeni düzenlemeler yapılması, belediye kurumlarında Müslümanların daha fazla istihdam edilmesi ve New York’un İsrail ile ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi için baskı kurmayı planladığını aktardı.

Bronx’taki Morris Park bölgesinde, kısa süre önce “Little Yemen” (Küçük Yemen) olarak anılmaya başlanan mahallede bu dönüşüm açık biçimde görülüyor. Bir zamanlar İtalyan göçmenlerin kalesi olan bölge, bugün Yemenli topluluğun canlı merkezi haline geldi; Arap marketleri, restoranlar ve dükkânlar hızla çoğaldı.

Washington Post muhabiri Tim Craig’in aktardığına göre, 32 bin metrekarelik alan üzerine inşa edilen yeni Bronx İslam Merkezi, 2026’nın sonlarında açıldığında New York eyaletinin en büyük camisi olacak. Bu proje, kentteki Müslüman varlığının kalıcılaşmasının ve artan toplumsal etkisinin sembolü olarak görülüyor.

Seçim verileri de bu etkiyi doğruluyor. Müslümanlar, 2025 seçimlerinde kullanılan oyların yüzde 14’ünü oluşturdu. Bu oran, kayıtlı seçmenler içindeki paylarının yaklaşık iki katına denk geliyor.

Yerel düzeyde ise demografik değişimin ekonomiyi canlandırdığı ifade ediliyor. Gazete, Yemenli ve Arap işletme sahiplerinin ticari boşluk oranlarını Manhattan’daki bazı seçkin bölgelerden bile daha iyi seviyelere çektiğini belirtti.

Mahallenin eski sakinleri, kültürel dönüşümün kimlik tartışmaları gibi bazı gerilimler yarattığını kabul etmekle birlikte, bu değişimin ekonomik istikrar ve yeni bir aidiyet duygusu da getirdiğini dile getiriyor.

“Güvenli liman”

Craig’in haberine göre, Mamdani’nin zaferi yalnızca dini kimliğine dayanmadı. Başarısının arkasında, İslam’daki sosyal adalet ilkeleriyle örtüşen siyasi programı yer aldı.

Queens’te bulunan ve New York’un yüzölçümü bakımından en büyük, kültürel açıdan en çeşitli ilçesi olan bölgelerdeki seçmenler, Mamdani’nin gıda, sağlık ve barınma hakkını savunan sosyalist politikalarını kendi dini değerlerinin bir yansıması olarak gördü.

Haberde, polis uygulamaları ya da iş düzenlemeleri gibi konularda Mamdani ile görüş ayrılığı yaşayan muhafazakâr göçmenlerin bile, onu toplumlarını hedef alan ulusal siyasetçilere karşı bir kalkan olarak gördükleri belirtildi.

Bu kesimler için Mamdani, kimliğinden dolayı özür dilemeyen ve topluluklarını koruyan bir “güvenli liman” olarak değerlendiriliyor.

Zorluklar ve geleceğe dair hedefler

Bununla birlikte, Mamdani dönemi ciddi zorlukları ve iç gerilimleri de beraberinde getiriyor. Müslüman topluluk tek bir bloktan oluşmuyor. Pek çok kişi ilerici gündemi desteklerken, Morris Park gibi bazı bölgelerde yaşayanlar daha fazla polis varlığı ve geleneksel eğitim değerlerinin korunmasını talep ediyor.

Washington Post’a göre, Müslüman liderler Mamdani’den yalnızca sembolik bir temsil değil, somut adımlar bekliyor. Bu beklentiler arasında okullarda namaz hakkı, protestolarda polisin sınırlandırılması, belediye kadrolarında Müslüman istihdamının artırılması ve New York’un İsrail ile ilişkilerinin yeniden ele alınması yer alıyor.

Bu talepler, bazı Yahudi liderler arasında endişe yarattı. Söz konusu çevreler, artan siyonizm karşıtlığının Yahudi karşıtlığıyla ilişkilendirilmesinden kaygı duyduklarını ifade ederken, Mamdani ise antisemitizmi reddettiğini ve buna karşı olduğunu vurguluyor.

Mamdani’nin belediye binasında göreve başlamasıyla birlikte, uzun yıllar marjinalleşmiş bir topluluğun kentin iktidar yapılarının merkezine taşındığına dikkat çekiliyor. Gazete, New York’ta değişimin tek sabit unsur olduğunun bir kez daha görüldüğünü kaydediyor.

Sonuç olarak Washington Post, Mamdani’nin yükselişinin New York’taki Müslümanların konumunda daha geniş bir dönüşümü yansıttığını belirtiyor. On yıllar süren hedef gösterilme ve kuşkunun ardından, Müslümanlar bugün kenti hem bir sığınak hem de aktif siyasi katılım için bir platform olarak görüyor.