İsrail, İbrahim Türbesi'nin yönetimini Filistin vakıflarından aldı
İsrail işgal rejimi, işgal altındaki el-Halil kentindeki İbrahim Camii yönetimine, bu caminin avlusuyla ilgili tüm yetkilerin Filistin Vakıflar Bakanlığından alınarak işgal rejimine devredildiğini belirtti.

Filistin kaynakları, işgalci İsrail rejiminin İbrahim Türbesi ile ilgili yetkileri Filistin Vakıfları'ndan alıp İsrailli bir kuruluşa devrettiğini belirtti. El-Cezire'nin haberine göre, bu karar, El-Halil'deki İbrahim Mabedinin çatısında inşaat çalışmalarının yeniden başlamasına yol açacak. İsrail'in bu kararı, yerleşimcilerin İbrahim Camini kendileri için bir ibadethaneye dönüştürme talepleriyle aynı zamana denk geliyor.
Filistin Vakıflar Bakanlığı Salı günü yayınladığı bir bildiriyle şunları duyurdu: Bakanlığımız, İbrahim Camii üzerinde egemenliğe sahip tek kurumdur ve bu tarihi ve dini yapıyı değiştirmeye yönelik her türlü girişim, onun hukuki, dini ve siyasi egemenliğine karşı açık bir ihlal ve saldırı olarak değerlendirilmektedir.
Bakanlık, İbrahim Camii'nin İslami bir vakıf olduğunu ve hiçbir partinin, gücü ne olursa olsun, camiye müdahale etme, sembollerini değiştirme, dini kimliğini silme veya kalan kısımlarını Yahudileştirme hakkının bulunmadığını vurguladı.
Vakıflar Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, camiyi tamamen kontrol altına alarak Yahudi sinagoguna dönüştürmeye çalışan İsrail işgal rejiminin, türbenin avlusunu da kapatma planını bir kez daha uygulamaya koymaya çalıştığı belirtildi. Birkaç ay önce, halkın yoğun baskısı ve el-Halil halkının, resmi ve halk kurumlarının direnişi, rejimi bu planı uygulamaktan geri adım atmaya zorlamıştı.
Vakıflar Bakanlığı şunu vurguladı: Bakanlık İbrahim Camii'nin yönetimi ve korunması konusunda kendi mutlak yetkisi konusunda istikrarlı tutumunu sürdürmektedir. Bakanlık ayrıca işgalcilerin eylemlerini sert bir dille kınayarak, Filistin halkına, özellikle de el-Halil halkına camiye destek olma çağrısında bulundu. Bakanlık, caminin kimliğini değiştirmeye yönelik tüm komplo ve planların Filistinlilerin iradesi ve azmi ile boşa çıkarılacağını vurguladı.
İşgalci rejim, 1994 yılındaki İbrahim Camii katliamından bu yana, bu kutsal mekanın tam kontrolünü ele geçirmek için defalarca girişimde bulundu. Bu suçun ardından işgalciler camiye haksız bir paylaşım uyguladılar ve caminin yaklaşık yüzde 60'ını Yahudi yerleşimcilere tahsis ettiler. Ayrıca Müslümanların ibadethanelere girişine elektronik kapılar ve gözetleme kameraları takılması gibi ağır kısıtlamalar getirilmiş olup, bu da Müslümanların hareket özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlamıştır.
İsrail rejiminin cami avlusuna çatı yapma çalışmaları 1990'lı yılların sonlarında başlamış, işgalciler bu adımı "Yahudi ziyaretçileri hava şartlarından korumak" gibi gerekçelerle meşrulaştırmıştı. Bu çabalar, Trump'ın 2017 yılında Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını açıklamasının ardından yoğunlaştı. İşgalciler 2021 yılında, engelli Yahudilerin erişimini kolaylaştırmayı amaçladığını iddia ederek caminin dış avlularının kapatılması planını onayladılar ancak bu plan Filistinliler ve uluslararası toplum tarafından sert bir tepkiyle karşılandı.
Filistin Vakıflar Bakanlığı, bu eylemi hukuki yetkinin ihlali ve İbrahim Camii'nin İslami kimliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirdi. Bu kutsal mekan UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak tescil edilmiş ve uluslararası koruma altına alınmıştır.