Bangladeş’te faizsiz gelecek: İslami ekonomi Güney Asya’nın yeni gücü olmaya hazırlanıyor
Bangladeş’te İslami bankacılık ve finans sistemi hızla büyürken, sukuk, tekafül, vakıflar ve helal endüstrisi ülke ekonomisi için önemli fırsatlar sunuyor.
Bangladeş ekonomisi, son on yıllarda kalkınma ve ilerleme yolunda uzun bir mesafe kat etti. Ülke, kısa bir süre içinde sınırlı imkânlara sahip tarıma dayalı bir ekonomiden; bilgi ve teknolojiye yaslanan, sanayi ve hizmet sektörlerinin ön plana çıktığı bir ekonomik yapıya dönüştü ve bu yapı her geçen gün daha da genişliyor. Ancak bu hızlı dönüşüm, zaman zaman yüzeye çıkan yapısal ve ahlaki krizlerden de bağımsız olmadı. Gelir adaletsizliğinin derinleşmesi, borç yükünün artması, faizli işlemlerin körüklediği bireysel yoksulluğun yayılması; tüccar ve yatırımcıların gereksiz riskler ve ağır yükler altında kalması; ayrıca sosyal koruma sisteminin kırılganlığı ve değişen koşullara ayak uyduramaması bu sorunların başında geliyor.
İslami Ekonominin Felsefi Temelleri
İslami ekonomik sistem, yalnızca faizi yasaklayan dar bir çerçeveden ibaret değildir. Aksine, adalet terazisini insanlar arasında dengelemeyi, servetin belli bir zümrenin etrafında dönüp durmasını engellemeyi ve ekonomik faaliyeti insan onurunu yücelten bir yöne sevk etmeyi amaçlayan kapsamlı bir vizyondur. Bu yaklaşım, insanı kalkınmanın merkezine yerleştirir ve onu nihai hedef olarak görür.
Bu vizyon, İslami ekonominin ruhunu ve özünü oluşturan bir dizi temel ilkeye dayanır:
-
Faizin (Ribanın) Yasaklanması: Faiz, bireyleri, kurumları ve devletleri ağır yük altına sokan, serveti üretim aracı olmaktan çıkarıp sömürü vasıtasına dönüştüren bir mali felakettir. İslami ekonomi ise mali ilişkileri riskin ve kazancın paylaşımına dayandırır.
-
Kâr ve Riskin Adil Paylaşımı: İslam’da kâr, emek ve riskle birlikte olduğunda meşrudur. Kârın bir tarafa garanti edilirken, zararın diğer tarafa yüklenmesi adalet anlayışıyla bağdaşmaz. Bu nedenle İslami ekonomi, kâr ve zararın ortak paylaşımını esas alır.
-
Gerçek Varlığa Dayanma: İslami ekonomi, hayali işlemleri ve boş spekülasyonları reddeder. Sermayenin mutlaka somut bir mal, hizmet ya da gerçek bir faydayla bağlantılı olmasını şart koşar.
-
Ahlak ve Şeffaflık: Ahlak, İslami ekonomide tali bir unsur değil, temel bir sütundur. Aldatma, belirsizlik ve hileye yer yoktur; sözleşmeler açıklık ve güven esasına dayanır.
-
Dayanışma ve Sosyal Koruma Sistemi: Zekât, sadaka, vakıf ve faizsiz borç yalnızca mali uygulamalar değil; serveti yeniden dağıtan, yoksulluğu azaltan ve toplumsal dengeyi güçlendiren sosyal kurumlardır.
Bu yüce ilkeler sayesinde İslami ekonomi; değerlerle çıkarların, ahlakla kalkınmanın buluştuğu, insani yönünü kaybetmeden sürdürülebilir büyümeyi mümkün kılan sağlam bir yapı sunar.
Bangladeş’te İslami Ekonominin Mevcut Durumu
1. İslami Bankacılığın Yükselişi: Bangladeş’te İslami bankacılık 1983 yılında İslami Bank Bangladeş’in kurulmasıyla başladı. Aradan geçen kırk yılda sektör istikrarlı biçimde büyüdü ve bugün ülke bankacılık sisteminin yaklaşık yüzde 30–35’ini oluşturur hale geldi. Onun üzerinde tam teşekküllü İslami banka faaliyet gösterirken, geleneksel bankalar da artan talep doğrultusunda İslami bankacılık pencereleri açtı. İslami bankalardaki mevduat artışı, ulusal ortalamanın üzerinde seyrederek halkın bu modele duyduğu güveni ortaya koyuyor.
2. İslami Sigorta (Tekafül): Tekafül sektörü Bangladeş’te giderek yaygınlaşıyor. Sağlık, araç sigortası ve küçük işletmelerin risklerinin teminat altına alınması gibi alanlarda İslami sigortaya yönelik ilgi artıyor. Tekafül, faiz temelli ticari sigortaya etik ve adil bir alternatif sunuyor.
3. Devlet Desteği ve Düzenleyici Vizyon: Merkez Bankası, İslami finansı destekleyici adımlar atmaya başladı. İslami devlet tahvillerinin (sukuk) ihraç edilmesi, İslami bankalar için likidite yönetim çerçevesinin oluşturulması ve ortak bir şeriat standartları rehberinin hazırlanması bu adımlar arasında yer alıyor.
4. İslami Fonlar ve Sermaye Piyasası: Bangladeş borsasında şeriata uygun endeksin oluşturulması ve İslami yatırım fonlarının faaliyete geçmesi, sermaye piyasasında yeni bir dönemin işareti olarak görülüyor. Gelecekte sukuk ihracının başlaması, büyük altyapı projeleri için önemli bir finansman kapısı açabilir.
Gelecek Perspektifi ve Fırsatlar
Bangladeş nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ının Müslüman olması, faizsiz finans ürünlerine yönelik güçlü ve sürekli bir talep yaratıyor. Altyapı projeleri için gereken yüksek finansman ihtiyacı, sukuku stratejik bir alternatif haline getiriyor. Ayrıca vakıfların etkin yönetimi, İslami mikrofinans, helal endüstrisi ve İslami fintek uygulamaları ülke ekonomisi için büyük potansiyel barındırıyor.
Karşılaşılan Zorluklar
İslami finans alanında kapsamlı bir yasal çerçevenin eksikliği, nitelikli insan kaynağı yetersizliği, araştırma ve inovasyonun sınırlı olması ve merkezi bir şeriat denetim mekanizmasının bulunmaması sektörün önündeki temel engeller arasında yer alıyor.
Potansiyeli Gerçeğe Dönüştürmek İçin Atılması Gereken Adımlar
Uzmanlar, Bangladeş’in kapsamlı bir İslami finans yasası çıkarması, merkezi bir şeriat kurulu oluşturması, üniversitelerde İslami finans eğitimini güçlendirmesi ve vakıf–zekât sistemlerini modernize etmesi halinde Güney Asya’da İslami finansın merkezlerinden biri haline gelebileceğini vurguluyor.



